KİTAP HABERİ
Nafiz Kılınç’ın yeni romanı Şehzade
1918 İstanbul’unda bir mezar, üç ölüm kaydı ve kayıp bir sandık.

Bir notla başlayan iz sürme
Mondros’un ardından İstanbul’da eski dünyanın kayıtları yeni bir döneme taşınırken Harbiye memuru Cemil Nadir, kaybolan babasının bıraktığı kısa notun izine düşer: “Mezarı açmadan bana inanma.” Osman adlı bir çocuğa ait üç ayrı ölüm kaydı vardır. Mezar açıldığında ise karşılarına kimliği belirsiz yetişkin bir adam çıkar.
Cemil ile gazeteci Leyla Şevket, çelişkili nüfus suretlerini, fotoğrafları ve kayıp yedinci sandığı takip eder. Her yeni belge gerçeğe yaklaşmalarını sağlarken başka bir soruyu da büyütür: Bir insanı korumak için onun hayatını değiştirenler, sonunda kimi korumuştur?
Şehzade ne anlatıyor?
Roman, Osmanlı’nın son yılları ile Millî Mücadele’nin eşiğinde geçiyor. Tarihsel gizemin merkezinde yalnızca bir soy bağı ya da kayıp kayıt yok; babalık, hafıza, kimlik ve insanın kendi hayatını seçme hakkı var. Şehzade, geçmişin nasıl yazıldığını ve o kaydın bugün kimin hayatına dönüştüğünü izliyor.